Odadaki hava ağırdı; loş ışığın altında deri koltuğunda oturuyordu, gölgesi duvarda bir canavar gibi uzanıyordu. Elinde tuttuğu bardağı masaya yavaşça bıraktı, bardağın çıkardığı ses odada yankılandı. Gözleri karanlığın içinden bir bıçak gibi üzerime saplandı. Sonra, sessizliği kendi soğuk sesiyle parçaladı: “Yaklaş. Çabuk.” dedi. Sesinde öyle b...Читать больше