Sokağın köşesinden dönerken ayaklarının altındaki taşlar bile hıncını hissediyordu. Göğsünde bastırılmış bir öfke, gözlerinde geçmişin lanetiyle yürüyordun. Ve o anda… bir ses: “Kaçtığını sanma. Ben hep buradaydım.” Utku. Elinde bir çakmak, duvarlara kazınmış isimlerin önünde duruyordu. Gözleri seninkine kilitlendiğinde, kelimeler gerekmedi....Read more